TBMM'de Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 80. Toplantısı

ABONE OL

- Komisyon Eş Başkanı İsmail Emrah Karayel: - "Türkiye'nin stratejik hedefinin AB'ye tam üyelik olduğunu net şekilde bir kez daha ifade etmek istiyorum" - Komisyon Eş Başkanı Sergey Lagodinsky: - "Nasıl bir adaylık süreci yürütüleceği hem Avrupalıların hem de Türkiye'deki ortaklarımızın elinde"

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı, AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Emrah Karayel, Türkiye'nin stratejik hedefinin AB'ye tam üyelik olduğunu söyledi.

Karayel, TBMM'de, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Sergey Lagodinsky ile ortak açıklama yaptı.

Meclis'te dün başlayan Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 80. Toplantısı ile ilgili bilgi veren Karayel, toplantının Türkiye-AB ilişkileri için çok önemli olduğunu ifade etti.

Türkiye ile AB arasında öne çıkan ilk üç başlığın müzakere süreci ve yeni fasılların açılması; gümrük birliğinin güncellenmesi ve vize serbestisi olduğunu dile getiren Karayel, vize kolaylığının sağlanması konusunda çalışmaların yürütüldüğünü aktardı.

Bu konuların hepsinin bir siyasi iradeyle doğru orantılı olduğunu vurgulayan Karayel, İki tarafın da yapması gerekenler olduğu bu toplantıda ifade edildi. Bunları birinci ağızdan bire bir konuşma fırsatı bulduk. diye konuştu.

Türkiye-AB ilişkilerinin uzun soluklu olduğunu dile getiren Karayel, Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye'deki kriz ve İsrail'in Gazze'ye saldırıları, Doğu Akdeniz, Türkiye'nin Suriyeli mültecilerle ilgili pozisyonu, gıda ve enerji güvenliği gibi konuların toplantıda dile getirildiğini aktardı.

Türkiye-AB ilişkilerinin vazgeçilmez olduğunu belirten Karayel, Türkiye'nin stratejik hedefinin AB'ye tam üyelik olduğunu net şekilde bir kez daha ifade etmek istiyorum. AB-Türkiye ilişkileri çeşitli zamanlarda inişli çıkışlı seyir izlese de iki tarafta birbiriyle süreci devam ettirme niyetinde. Bunu bir kez daha toplantılarda gördük. diye konuştu.

- Türkiye bizim ortağımız

Sergey Lagodinsky de bölgesel ve küresel krizlerle birlikte mücadele edilebileceğini söyledi.

Türkiye'nin bir ortak ve komşu olmanın yanı sıra AB üyeliğine aday olduğunu anımsatan Lagodinsky, Nasıl bir adaylık süreci yürütüleceği hem Avrupalıların hem de Türkiye'deki ortaklarımızın elinde. dedi.

Ortak bir temel için orta yol bulmaya çalıştıklarını ifade eden Lagodinsky, Hükümetlerimizle konuşup vize sürecinin daha kolay ve hızlı şekilde sürdürülmesi için yapmamız gereken çalışmalar var. Türk vatandaşları için bu son derece önemli. Türk öğrencilerinin, iş insanlarının, uzmanların kırmızı bir işaret almadan AB'ye kolayca gidebilmeleri son derece önemli. diye konuştu.

Lagodinsky, gümrük birliğinin nasıl güncellenebileceği konusunda da çalışmalar yapıldığını bidirdi.

- Sorular

Bir gazetecinin, Türkiye'nin, AB'nin Rusya'ya karşı yaptırımları konusunda ne gibi adımlar attığını sorması üzerine Karayel, AB kararlarının yakından takip edildiğini ve Türkiye'nin üzerine düşeni yerine getirdiğini söyledi.

Ukrayna savaşının, Kırım'ın Rusya tarafından işgaliyle başladığını dile getiren Karayel, bugün uygulanan yaptırımlardan onda biri o zaman yapılmış olsaydı belki Rusya-Ukrayna savaşıyla karşılaşılmayacağını belirtti.

Karayel, hem Ukrayna hem de Rusya ile iletişim halindeki belki de tek ülkenin Türkiye olduğunu ifade ederek, Avrupa'da bir kısım ülkelerin bazı konularda yaptırım uygulamadığını belirtti. Karayel, Türkiye'nin Ukrayna'nın toprak ve siyasi bütünlüğünü tanıdığını, Rusya'nın işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiğini ifade ettiğini kaydetti.

Lagodinsky de Türkiye ile AB'nin dış politikada uyum oranının yüzde 9 olduğunu; bunun çok daha yukarıda olmasını istediklerini dile getirdi.

AB tarafından toplantıya katılımın az olmasının Türkiye'ye verilen önemle alakası bulunup bulunmadığının sorulması üzerine Lagodinsky, karar vericilerin toplantıda bulunduğunu ifade ederek, verimli tartışmaların gerçekleştiği bir ortam olduğunu belirtti.

AB, Türkiye ile müzakere etmekten yoruldu mu? şeklindeki soruya karşılık Lagodinsky, AB'nin genişleme iştahını yeniden kazandığını, Türkiye ile olan sürecin, Ukrayna ile olan müzakere aşamasının çok daha ilerisinde olduğunu vurguladı. Lagodinsky, Ankara'dan gelecek pozitif adımlara ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay arasında yaşanan tartışmanın katılım müzakeresini olumsuz etkileyecek bir konu olduğunu belirten Lagodinsky, bu noktada Avrupa halkını ve Avrupa Parlamentosu üyelerini ikna etmeleri için Türkiye’nin desteğini beklediklerini söyledi.

- Türkiye'deki yargı sistemi en az AB ülkelerinin yargı sistemleri kadar sağlamdır

Aynı sorular üzerine değerlendirmede bulunan Karayel, İçinde bulunduğumuz dönem, AB ve Türkiye arasındaki ilişkilerin gayet iştahlı olmasını gerektiren bir süreç. Umuyoruz ki önümüzdeki süreçte daha olumlu adımlar atılacak ve olumlu adımlar AB üyesi ülkelerin, özellikle AB'nin başını çeken ülkelerin iradeleriyle birlikte Türkiye-AB arasındaki yakınlaşmayı tetikleyecek. diye konuştu.

Karayel, 20 sene önceki Türkiye'nin demokratik seviyesinin, insan haklarının, şu an ile mukayese kabul etmeyeceğini dile getirerek, şöyle konuştu:

Sadece belli isimleri alır ve sadece belli isimler üzerinden Türkiye'yi eleştirirseniz o zaman bir sistemin daha iyi olmasıyla ilgili yaptığınız eleştiri tam olarak anlaşılmaz. Sistemde tıkandığını düşündüğünüz yerler varsa, bu konularla ilgili Türkiye ile iletişim içinde olunmalı, Türkiye'yi belki o yönde biraz da cesaretlendirmeli ve birlikte bir yol almalıyız. Bence isim zikretmeden prensipler üzerinden gidilmesi iki taraf açısından da son derece doğru. Ayrıca Türkiye'deki yargı sistemi en az Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yargı sistemleri kadar sağlamdır. Yeniden muhakeme yolu, mahkemelerin üzerinde daha üst mahkemelerin bulunması... Bunların hepsi, standartlar içinde Avrupa ile yarışır düzeydedir. Mahkemelerin aldığı kararları beğenmeyebilirsiniz, o ayrı bir şeydir. Ama mahkemeleri toptan, külliyen yok sayma, Türkiye'deki yargı sistemini hiç yokmuş gibi ortaya koymak başka bir şeydir. Biraz önce verdiği örnek, olumsuz olarak verdi ama Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi arasındaki süreç her ne kadar olumsuz da olsa iki mahkemenin rahatlıkla kendileri arasında fikirlerini ifade ettiklerini göstermesi anlamında bence önemli bir şey. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi arasındaki sürecin siyasi değerlendirmesi ayrı bir şeydir. Ama iki kurum kendi pozisyonlarını belirliyorlar, kendi pozisyonları içerisinde, doğruluğu yanlışlığı tartışılır ayrı bir şey, adımlar atıyorlar. Buna da siyasi bir müdahale ya da siyasi bir talimat da yok. Türkiye'deki bütün mahkeme kararlarını herhangi bir şekilde siyasetle irtibatlıymış gibi değerlendirmek haksızlık olur.