İtalya'nın "akıllı adası" sürdürülebilir uygulamalarıyla Akdeniz'e örnek oluyor

ABONE OL

- Elektrik ihtiyaçlarının tümünü yenilenebilir enerjiden sağlayan Capraia Adası, su kullanımı, organik tarım ve balıkçılıktaki uygulamalarıyla Akdeniz'de sürdürülebilir bir yaşam laboratuvarı olma görevini üstleniyor - Uygulamaları yürüten derneğin başkanı Sofia Mannelli: - "Belediye binasından kamusal alandaki ışıklandırmalara kadar tüm aydınlatma sistemlerimizi enerji verimliliğine hizmet eder şekilde oluşturduk. Hanelerde kullanılan su, denizden arıtılarak elde edilirken adadaki birçok evde yağmur suyu hasadı da yapılıyor"

YETER ADA ŞEKO - İtalya’nın Toskana bölgesinde yer alan, elektrik ihtiyacının yüzde yüz yenilenebilir enerji ile sağlandığı, yağmur suyu hasadı yapılan, organik tarım ve balıkçılık faaliyetlerinin uygulandığı Capraia Ada’sı, sürdürülebilir uygulamalarla Akdeniz’deki diğer adalara örnek oluyor.

İklim kriziyle mücadelede büyük önem taşıyan sürdürülebilir uygulamalar için dünyanın birçok ülkesinde çeşitli ölçeklerde projeler hayata geçiriliyor. Bu uygulamaların gerçekleştirildiği yerlerden biri de İtalya’nın Toskana bölgesinin batısında yer alan Capraia Adası.

Ana karaya 30 kilometre uzaklıktaki adada başlatılan Akıllı Ada Capraia (Capraia Smart İsland) projesi kapsamında, yüzde yüz sürdürülebilir olma hedefiyle çalışan ada sakinleri, elektriklerini yenilenebilir enerji kaynaklarından üretiyor, tarımda ve evlerde kullanılmak üzere yağmur suyu hasadı yapıyor, adadaki tarım ve balıkçılık faaliyetlerini organik olarak gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Ada halkı tarafından kurulan ve bölgede yürütülen uygulamaları bir çatı altında toplayarak yürüten Chimica Verde Bionet isimli derneğin başkanı Sofia Mannelli, Capraia'nın dönüşüm hikayesini AA muhabirine anlattı.

Projeye 2017'de başladıklarını ve yerel yöneticilerin yanı sıra çeşitli kurumlardan da destek aldıklarını belirten Mannelli, yerel halkın katılımıyla projenin, adayı bir sürdürülebilirlik laboratuvarına dönüştürdüğünü ve şu ana kadar 500’den fazla araştırmacının adayı ziyaret ettiğini bildirdi.

- Adanın bütün enerji ihtiyacı yenilenebilir kaynaklardan elde ediliyor

Ana karadan çok uzak olması nedeniyle adanın, uzun yıllar mahkumların gönderildiği ve tarımda çalıştırıldığı bir açık cezaevi şeklinde kullanıldığı, bu durumun 1986'ya kadar devam ettiği bilgisini paylaşan Mannelli bölgenin, bu tarihten sonra ziyarete açıldığını söyledi.

Hem mesafe sorunu hem de ziyarete geç açılması sebebiyle adaya ana karadan uzanan bir elektrik şebekesi bulunmadığını vurgulayan Mannelli, bu dezavantajlı durumu avantaja çevirerek adanın enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan sağlamaya yöneldiklerine dikkati çekti.

Bu amaçla Kuzey Avrupa’dan temin edilen yağlı tohum bitkilerinden biyodizel elde ettiklerini ve bunu enerjiye çevirdiklerini aktaran Mannelli, Dahası belediye adanın çeşitli bölgelerine güneş panelleri yerleştirdi. Bazı vatandaşlar kendi evlerine de bu panellerden kurdu. Küçük ölçeklerde de olsa fotovoltaik teknolojisi uygulamalarını denedik, deniz dalgalarından enerji elde etmek için çalışmalar yürüttük. diye konuştu.

Enerji ve su ihtiyacının en önemli sorunlardan biri olduğuna değinen Mannelli, şöyle devam etti:

Belediye binasından kamusal alandaki ışıklandırmalara kadar tüm aydınlatma sistemlerimizi enerji verimliliğine hizmet eder şekilde oluşturduk. Hanelerde kullanılan su, denizden arıtılarak elde edilirken adadaki birçok evde yağmur suyu hasadı da yapılıyor. Floransa Üniversitesi tarafından finanse ve koordine edilen bir proje sayesinde adada bulunan ve toplam kapasitesi 126 bin metreküp olan tarihi iki su havzasını iyileştirerek yağmur suyu depolamada kullanıyoruz.

Mahkumların kaldığı dönemde oluşturulan tarım teraslarını yeniden canlandırarak 107 hektarlık alanda tarım faaliyetleri yürüttüklerini kaydeden Mannelli, tarımın organik usullerle yapıldığını, elde ettikleri ürünlerin ada halkının gıda ihtiyacını büyük oranda karşıladığını ve tarım arazilerinden çıkan atıkların da kompost yöntemiyle gübreye dönüştürüldüğünü ifade etti.

-Akdeniz’deki diğer adaları yönlendiren bir fener olmak istiyoruz

Balıkçılığın kendileri için hayati öneme sahip olduğunu ve ada halkının sürdürülebilir balıkçılık için bir kooperatif kurduklarını anlatan Mannelli, bu kooperatifin Avrupa Birliği’nden (AB) organik sertifikası aldığının, adanın, konumu itibarıyla sanayi yapılarından uzak olması ve balık yavrusu üretimlerinde antibiyotik kullanılmamasının bu sertifikayı almalarında önemli rol oynadığının altını çizdi.

Gerçekleştirdikleri uygulamalarla Akdeniz’deki diğer adalara örnek olmak istediklerini dile getiren Mannelli, sözlerini şöyle tamamladı:

Akıllı Ada Capraia Projesi, Avrupa Komisyonu tarafından sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomide model oluşturduğu için ödüle layık görüldü. Aldığımız ödül dolayısıyla çok gururluyuz. Bu ödülü Capraia yöneticileri, birçok prestijli enstitü, kurum ve üniversitenin adayı tanıma istekleri ve onu koruma çabaları sayesinde aldık. Adanın yerlileri 80'li 90lı yıllarda ada ziyarete açıldığında buraya yapılacak yatırımları reddederek adanın doğasını ve biyoçeşitliliğini korumuştu. Bizim de çabalarımız sayesinde yıllar içerisinde balık kartalları, Akdeniz fokları adaya geri döndü.