Mezarlar Ne Söyler kitap özeti

Halil Cibran, Mezarlar Ne Söyler kitabı özeti ve kitabın yazarının bu kitabı yazarken değindiği en önemli hususlar haberimizde.

Mezarlar Ne Söyler kitap özeti
Editör: ne nedir
09 Ağustos 2022 - 14:22
Mezarlar Ne Söyler - Halil CİBRAN, Mezarlar ne söyler - Halil cibran, halil cibran kitap özeti, mezarlar ne söyler kitap özeti, halil cibran mezarlar ne söyler, mezarlar ne söyler konusu, halil cibran kitapları.

Kitap birden fazla kısımdan oluşmaktadır. İlk kısım 'Gavur Halil' ile başlar. 

Gavur Halil - Lübnan'ın kuzeyinde yaşayan insanlar Şeyh Abbas'ı padişah olarak kabul ederlerdi. Herkes ondan korkar onun için çalışırdı. Birine gülümsese veya konuşsa o kişi kendini çok şanslı hissederdi. Şeyh Abbas yönetimindeki insanlar onun toprağını eker, biçer deposunu doldurur kendilerine kalan az bir erzakla da koca kışı geçirmeye çalışırdı. Korktuklarından ses çıkarmazdı.

Kış tekrar gelmiş, herkes evine kapanmıştı. Bu soğuk ve korkunç gece de 22 yaşındaki genç, Kuzey Manastır'dan Şeyh Abbas'ın köyüne çıkan yolda ağır ağır yürüyordu. Son ana kadar yürümeye devam etti ancak takati kesildiğinde bağırmaya başladı. Bu köyde Rahil ve kzı Meryem tek başlarına yaşıyordu. Rahil duldu ve yokluk korkusuyla çalışıp duruyordu. Bu fırtınalı gece de anne kız oturmuşlardı. Sesi duyunca dışarı çıktılar, ayak izlerini takip ettiller ve yerde karlar içindeki genci buldular. Ölmemiş olan genci ikisi birlikte eve götürdü. Kendine gelmesi için şarap içirdiler. Genç kendine gelmeye başlıyordu.

Kendine geldikten sonra manastırdan kovulduğunu ve nedenlerini anlatmaya başladı. Manastırdan nefret ettiğini, orada din adı altında nasıl rahat yaşayıp halka zulmedildiğini tek tek anlattı.  Bu gencin ismi Halil'di ve olanları tüm detayıyla anlattığında Rahil ve Meryem inandı. Ama bu olanlar Şeyh Abbas'ın kulağına gitmiş, onu hiç hoşnut etmemişti. Sarayını onları derhal çağırıd ve kötü sözler söylemeye başladı. Olanları izlemek için bütün köylüler ordaydı, olacaklar için keyifle bekliyorlardı. Halil, Rahil ve Meryem geldi. Halil konuşmaya ve gerçekleri anlatmaya başladığında Şeyh Abbas kendindne geçti.

Halil, bu kadar çalışıp Şeyh Abbas'ın eline baktıklarını, burada hepsinin hakkı olduğunu, manastırdaki gerçekleri anlattığında artık köylülerinde fikri değişmişti. 

Mezarlar Ne Söyler - Kral, tahtına oturdu. Akıl hocaları da yanındaydı. Mahkeme saati gelmiş ve herkes emrakla bekliyordu. İçeri bir delikanlıyı getirdiler. Kral'a onun azılı bir katil olduğunu söylediler. Köyde görev yapan bir komutanı öldürdüğünü anlattılar. Kral zindana atılmasını ardından da öldürülmesini emretti.

Bu sefer içeri genç bir kızı getirdiler. Bu kız için de kocasının ev de onu sevgilisi ile yakaladığını, sevgilisini yakalayamadıklarını ancak kadını yakaladıklarını söylediler. Yine zindana atılmasını ardından dikenli yatakta yatırılmasını emretti.

Sonra taşlanarak öldürün dedi. İçeri sonra yaşlı, zayıf bir adam getirirler. Hırsız olduğunu, gece kilise de yakalandığını anlattılar. Kral, yine aynı şekilde onunda ölüm emrini verir. BU sırada orada bir kişi tüm olannları seyrediyordu. Ertesi gün dışarı çıktığında cesetlerle karşılaştı.

Ve şöyle düşündü:
Mal gasp etmek suçtur. Peki, can gasp etmek erdem midir?
Kan dökmek haramdır. Peki, kralın kan dökmesi helal midir?
Kadının ihaneti iğrençtir. Fakat insanı taşlayarak öldürmek güzel midir?
Adalet, bir suçu daha büyük bir suç ile cezalandırmak mıdır?
Kadını taşlamaya gelen insanlar ibadethanelerinden çıkıp gelen samimi temiz kullar mı, yoksa karanlık perdelerin arkasında her türlü çirkinliği işleyip her türlü ahlaksızlığı yapanların mı?

Ölen kişilerin yakınları oradaydı. Onlarla konuştuğunda aslında işin aslının öyle olmadığını öğrendi. Orada sesszice bekledi ve 'insanlar sessizliğin anlattıklarını anlayabilselerdi, ormandaki vahşi hayvanlara değil, Tanrı'ya yakın olurlardı' diye düşündü.

Verde El-Hani - Genç bir karısı olan, ona her istediğini alan Reşit Numan Bey'i eşi terk etmişti. Çok mutsuzdu. Verde Hanım'ın her dediğini yapmasına rağmen neden onu terk ettiğini anlayamıyordu.

Reşit Numan Bey'i tanıyan biri olarak Verde Hanım ile konuşmaya karar verdi. Verde Hanım ona her şeyi anlattı. Herkesin ona farklı gözle baktığını, o evde her istediği olmasına rağmen sevgi olmasığını söyledi. Gece olunca sabah sabah olunca gece olmasını bekliyordu. Asıl ayıp olan sevmediği bir insanın evinde olmak sırf her istediği alınıyor diye kalmak değil miydi.

Gelinin Yatağı - Düğün günü gelin ve damat mabetten çıktı. Davetliler neşe içinde izlerken gelinin gözü bürünü arıyordu. Birinin yalanları yüzünden sevdiği adamdan ayrılmış ve sevmediği biriyle evlenmek zorunda kalmıştı. Ama evlenmeyecekti bunu aklına koymuştu. Arkadaşını çağırdı ve sevdiği adam olan Selim'in onu beklemesini söyledi. Selim'in yanına gitti ve onu svediğini onunla birlikte her yere geleceğini söyledi. Selim grur ve aşk arasında kalmıştı. Ama grur daha ağır bastı ve teklifi kabul etmedi. Gelin ise hançeri ilk ona sonra da kendi kalbine batırdı. Artık kavuşmuşlardı.
Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum