İnsan hakları ve ceza adalet sistemi açısından cezaevlerinin izlenmesi sempozyumu

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) tarafından Anayasa Mahkemesi ev sahipliğinde, İnsan Hakları ve Ceza Adalet Sistemi Açısından Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesi Sempozyumu düzenlendi.

İnsan hakları ve ceza adalet sistemi açısından cezaevlerinin izlenmesi sempozyumu
Editör: adalet.tv
05 Mart 2022 - 11:52
CTE'den yapılan açıklama: Sempozyuma; Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, TİHEK Başkanı Muharrem Kılıç, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Yunus Alkaç, yargı mensupları ile akademisyenler katıldı. Sempozyumun açılışında konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, insan haklarının hapishanenin kapısında sona ermediğini kaydetti. Anayasa Mahkemesine tutuklulardan çok sayıda başvuru yapıldığını aktaran Arslan, hükümlü ve tutukluların Anayasa Mahkemesinden önce infaz hâkimliklerine başvurması gerektiğine işaret etti. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruların birçok farklı alanda olduğunu anımsatan Arslan, başvuruların önemli bir kısmının tutulma şartlarına ilişkin olduğunu dile getirdi. Bu konuların sadece Türkiye'ye özgü olmadığını belirten Arslan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Anayasa'nın 17'nci maddesi işkence ve eziyeti, bunun yanında insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza ve muameleyi mutlak bir dille yasaklıyor. Savaş, olağanüstü hal dâhil hiçbir şart altında bunu sınırlandıramazsınız, bu yasağa aykırı davranamazsınız. En zor durumlarda dahi insanların insan onuruna uygun şekilde muamele görmesini devlet sağlamak zorunda. Cezaevleri için de bu temel anayasal hüküm geçerli."

Arslan, hükümlü ve tutukluların süreli ve süresiz yayınlara erişebilmesinin engellendiği durumlarda da idari işlemlerin gerekçeli olması gerektiğini kaydederek, “Anayasa Mahkemesine göre hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü ile ceza infaz kurumunun güvenliğinin, disiplininin, düzeninin sağlanması ve mahkumun ısrarlı ihtiyacı arasında adil bir dengenin sağlanmış olması gerekiyor.” dedi. Arslan ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutukluları izleyen hapishane görevlilerinin de izlenmesinin, temel hak ve özgürlükler bakımından önemli olduğunu sözlerine ekledi.

"İŞKENCEYE SIFIR TOLERANS"

Programda konuşan TİHEK Başkanı Muharrem Kılıç, modern ceza adalet sisteminin gelişimine değindi. Türkiye’de cezalandırma süreçlerinde ‘işkenceye sıfır tolerans’ çerçevesinde önemli adımlar atıldığını kaydeden Kılıç, 2013'te 6459 sayılı kanunla insan hakları ve ifade özgürlüğü bağlamında bazı kanunlarda değişiklik yapıldığını anımsattı. Türkiye'nin ulusal ölçekte işkenceyi sıfıra indirme politikasının etkilerinin Avrupa İnsan hakları Mahkemesi kararlarında da ortaya çıktığını aktaran Kılıç, şöyle devam etti:

"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarında da Türkiye'nin ulusal ölçekteki işkenceyi sıfıra indirme politikasının etkilerinin tarihi süreç içerisinde, geçtiğimiz yakın süreç içerisinde ortaya çıkmış olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle son 10 yılda bir düşüş eğilimi, 2010 yılında işkence yasağına ilişkin 3 ihlal yasağı bulunmakla birlikte 2016-2020 yılları arasında hiçbir ihlal kararı verilmemiş olması ülkemiz ceza adalet sistemi açısından önemli, kayda değer bir gelişme olarak kayıt altına alınması gerekir."

İşkencenin ve kötü muamelenin önlenmesi konusunda TİHEK'in başvurular aldığını belirten Kılıç, konuşmasında 2018 yılından bu yana kuruma bu konuda yapılan başvuru sayılarının istatistiki verilerini paylaştı.

TİHEK'in ceza ve infaz kurumlarına haberli ve habersiz yaptığı ziyaretlerden bahseden Kılıç, ortaya konulan gözlem ve tavsiyelerin takibini yaptıklarını kaydetti. Ceza infaz kurumlarının izlemelerinde kötü muamelenin azaltılması, işkencenin önlenmesi noktasında ceza infaz kurumu personeline yönelik eğitim düzeyinin yüksek olmasının olası hak ihlallerinin önlenmesinde önemli bir güvence yarattığını bildirdi.

DÜNYANIN HER YERİNDE CEZAEVLERİNİN KENDİNE ÖZGÜ İŞLEYİŞİ VAR

İnsan Hakları ve Ceza Adalet Sistemi Açısından Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesi Sempozyumu 3 oturum halinde düzenlendi. Sempozyumun 3. oturumu Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Yunus Alkaç başkanlığında yapıldı. Oturumun açılışında konuşan Alkaç, sempozyumda ele alınan konuların her zaman kendi gündemleri içerisinde yer aldığını belirtti. Sempozyumdan elde edilecek çıktıları kurumsal olarak değerlendireceklerini kaydeden Alkaç, dünyanın her yerinde ceza infaz kurumlarının kendine özgü işleyişi olduğunu kaydetti. Alkaç, “Binlerce hükümlü ve tutuklunun bulunduğu, toplu yaşanan yerlerin belirli kurallar dahilinde yönetilmesi zorunluluğu da bulunuyor. Bu noktada özgürlük ve güvenlik dengesini kurmamız gerekiyor.” dedi.

Genel olarak ceza infaz kurumlarına yaklaşımın özgürlük ve hak kısıtlaması bağlamında ele alındığını dile getiren Alkaç, “Bu kurumlar aynı zamanda toplu yaşanan yerler. Muhatap olduğumuz kitle belirli bir suçtan hüküm almış, bağımsız yargı organları tarafından o suç işlediği tespit edilmiş, önemli bir suç şüphesiyle henüz hükümlü olmasa bile tutuklanma tedbirinin uygulandığı kişilerdir.  Dolayısıyla burada gerek toplu yaşamanın getirdiği zorunluluklar, gerekse içeride hükümlülerin sadece idare tarafından değil o ceza infaz kurumunda bulunan diğer hükümlüler ya da tutuklular yönünden de bir takım hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmemesi için bu tedbirlerin alınması gerektiği hususu biraz ikincil planda kalıyor.” ifadelerini kullandı.  

Alkaç, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin hak ve hürriyetlerinde yapılacak kısıtlamaların yasal çerçeveler içerisinde, şeffaf ve net bir şekilde olması ve uygulamaların da buna göre şekillenmesi gerektiğinin altını çizdi. 

Hak ihlali iddiaları konusunu büyük bir titizlikle ele aldıklarını dile getiren Alkaç, kurum bünyesinde bu iddiaların mevzuat boyutuna bakıldığı ve somut olay üzerinden değerlendirilmesinin de yapıldığına dikkati çekti.

Kısa adı CPT olan Avrupa İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesinin ceza infaz kurumlarında bilgi vermeden, izin almadan ceza infaz kurumlarının istediği bölümünde denetim yapma yetkisi olduğunu hatırlatan Alkaç, “CPT’nin 2021 yılında yaptığı ziyaret sonrası hazırladığı rapor düzenlenme aşamasında. Rapor düzenlendikten sonra yayınlayacağız.” şeklinde konuştu.  

CEZAEVLERİNİN DENETİMİ İNFAZ SİSTEMİNİN GELİŞMESİNE KATKI SAĞLIYOR

Sempozyumda ‘Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurullarının Rolü’ üzerine konuşma yapan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcısı Hasan Akceviz, insan haklarının geliştirilmesi ve korunması için kurulan ulusal kuruluşların statüsüne ilişkin Paris Prensiplerinin 20 Aralık 1992’de BM kararıyla kabul edildiğini anımsattı. Paris Prensipleri çerçevesinde ulusal insan hakları kurumlarının taşıması gereken özellikleri sıralayan Akceviz, ulusal insan hakları kurumlarının yapısının bulundukları ülkelere göre şekillendiğini belirtti. Demokratik ülkelerde ceza infaz kurumları ulusal ve uluslararası düzeyde çeşitli kurumların denetim veya gözetim kurallarına tabi olduğunun altını çizen Akceviz konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ceza infaz kurumlarının bağımsız ve tarafsız kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşları tarafından denetlenmesi, hükümlü ve tutukluların topluma kazandırılmasına yönelik bir infaz sisteminin geliştirilmesine büyük katkı sağlamaktadır. Bu amaçla 21.06.2001 tarih ve 24439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4681 sayılı “Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu” ile izleme kurulları oluşturulmuştur. Kurulların, idari bir işlemle değil, kanunla kurulmasıyla Paris İlkeleri’nde sözü geçen ‘hukuksal güvence’ ölçütü sağlanmıştır.” denildi.

5 ASİL 3 YEDEK ÜYEDEN OLUŞUYOR

Sempozyumda izleme kurulları hakkında bilgi veren Akceviz, kurulların 5 asil 3 yedek üyeden oluştuğunu dile getirdi. Akceviz, “Şu anda ülkemizde 135 ağır ceza merkezinde kurulan 147 izleme kurulunda 735 asil üye görev yapmaktadır. Üyelerden en az birinin kadınlardan seçilmesi zorunludur. Mevcut üyeler 35 ila 81 yaş aralığındadır. Meslek grupları incelendiğinde önemli bir kısmının hukuk, sağlık ve eğitim alanlarında görev yaptıkları görülmektedir" ifadesi kullanıldı.

Akceviz, sempozyumda dünyada ve ülkemizde sivil izleme kurullarının farklılıklarını, güçlü ve zayıf yönlerini örnekleriyle ele aldı.  İzleme kurullarının ziyaret, görev ve çalışma usullerini de anlatan Akceviz, konuşmasında Sivil İzleme Kurullarının Etkinliğinin Arttırılması Projesi hakkında bilgi verdi.

CEZA İNFAZ KURUMLARI ÇEŞİTLİ MEKANİZMALAR TARAFINDAN İZLENİP DENETLENİYOR

Sempozyumun ikinci oturumunda Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü İyileştirme ve Yeniden Topluma Kazandırma Daire Başkanı Dr. Hüseyin Şık, ‘Ceza İnfaz Kurumu Uygulamalarında ve Denetiminde Savcılığın Rolü’ konulu bir konuşma yaptı. Başkan Şık, konuşmasında ceza infaz kurumlarının çeşitli mekanizmalar tarafından izlenip denetlendiğini bu mekanizmalardan birisinin de Cumhuriyet başsavcılıkları olduğunu belirtti. Türk infaz sisteminin temel amacının hükümlüyü iyileştirmek suretiyle yeniden topluma kazandırmak olduğunu belirten Şık konuşmasında, “Suç tekrarının önlenmesi, topluma yeniden uyum; özellikle ‘cezaevilileşme’ olarak ifade edilen cezaevi alt kültürünün etkisini azaltmakla mümkündür.” ifadelerini kullandı. 2021 yılı ceza infaz kurumlarında yürütülen eğitim çalışmalarının istatistiki verilerini paylaşan Şık, “Savcılığın denetimi altındaki ceza infaz sistemimiz, modern infaz gereklerine uygun, insan haklarını önceleyen bir özgüvenle yolculuğuna devam etmektedir" ifadesi kullanıldı.
Reklam

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • HASAN KARAGÜLLE
    5 ay önce
    Vay be! Ne süper cezaevlerimiz varmış. Suç işleyip yatasım geldi. Zaten bizim devletimiz insan hakları konusunda dünyada birincidir.