16651,45%-0,07
43,48% 0,19
51,57% -0,90
6786,60% -9,85
11923,69% -6,97
Anayasa Mahkemesi (AYM), uzun süre devam eden yurt dışına çıkış yasağına ilişkin dikkat çekici bir bireysel başvuru kararına imza attı. Yüksek Mahkeme, silahlı terör örgütüyle bağlantılı suçlamalar kapsamında yargılanan ve hakkında yaklaşık altı yıl boyunca yurt dışına çıkış yasağı uygulanan başvurucu yönünden özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Kararda, adli kontrol tedbirinin gerekçesiz şekilde uzatıldığı, başvurucunun ailevi ve kişisel durumunun yeterince değerlendirilmediği vurgulandı.
Başvurucu hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Yurt dışında yaşayan başvurucu için yakalama kararı çıkarıldı ve 15 Temmuz 2018 tarihinde İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı. Kısa süre sonra tutuklanan başvurucu hakkında açılan dava İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Yargılama sürecinde, Mayıs 2019’da tahliye edilen başvurucuya önce imza atmak suretiyle adli kontrol, daha sonra ise mahkûmiyet hükmüyle birlikte yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı. İlk derece mahkemesi başvurucuyu “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı. İstinaf aşamasında ise karar kaldırılarak suç vasfı “terör örgütüne yardım etme” olarak değiştirildi ve ceza 3 yıl 9 aya çıkarıldı. Bölge Adliye Mahkemesi, hükmün infazına kadar yurt dışı yasağının devamına karar verdi.
Başvurucu, adli kontrol tedbirine yönelik tüm itirazlarında, 2014 yılından itibaren ailesiyle birlikte Ukrayna’da yaşadığını, ticaretle uğraştığını ve iki küçük çocuğunun bulunduğunu dile getirdi. Eşinin ciddi bir göz rahatsızlığı yaşadığını, özellikle Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle ailesinin zor koşullar altında kaldığını belirten başvurucu, kendisinden başka onlara bakacak kimse olmadığını vurguladı.
Ancak derece mahkemeleri ve istinaf mercileri, bu itirazları “usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı” şeklindeki genel gerekçelerle reddetti. Aile bireylerinin Türkiye’ye gelebileceği yönündeki soyut değerlendirmelerle tedbirin orantılı olduğu savunuldu.
Bireysel başvuru üzerine dosyayı inceleyen Anayasa Mahkemesi, yurt dışına çıkış yasağının esasen yerleşme ve seyahat hürriyeti kapsamında olduğunu ancak somut olayda bu tedbirin başvurucunun özel ve aile hayatını ciddi şekilde etkilediğini tespit etti. AYM, özellikle uzun süre devam eden adli kontrol uygulamalarında mahkemelerin, kamu yararı ile bireyin temel hakları arasında adil denge kurmak zorunda olduğunu hatırlattı.
Kararda, yaklaşık altı yıl süren yurt dışı yasağının, başvurucunun ailevi, sosyal ve mesleki ilişkilerini ağır biçimde zedelediği belirtilerek şu eleştirilere yer verildi:
Adli kontrol tedbirinin neden hâlâ gerekli olduğuna dair ilgili ve yeterli gerekçe sunulmadığı,
Başvurucunun Ukrayna’daki ailesinin durumu ve savaş koşullarının somut şekilde değerlendirilmediği,
Yurt dışı yasağına alternatif, daha hafif tedbirlerin hiç tartışılmadığı.
Bu gerekçelerle AYM, uygulanan adli kontrol tedbirinin demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğuna karar verdi.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine hükmetti. İhlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına karar verilirken, başvurucuya net 20 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildi. Ayrıca yargılama giderleri de başvurucuya iade edilecek.
Karar, yeniden yargılama yapılması için İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ve bilgi amacıyla Adalet Bakanlığı’na gönderildi. AYM, bu kararı 9 Aralık 2025 tarihinde oybirliğiyle aldı.