15165,91%0,30
43,19% 0,05
50,37% 0,16
6394,50% -0,55
10370,94% 0,00
Türkiye’de uygulanan sıkı para politikası, yalnızca piyasaları ve şirket bilançolarını değil, bireylerin günlük yaşamını da doğrudan etkiliyor. Ekonomideki daralmanın en somut yansımalarından biri ise icra ve iflas dosyalarındaki hızlı artış olarak dikkat çekiyor. Son veriler, borç sarmalının toplumun çok geniş bir kesimine yayıldığını ve icra dairelerinin tarihsel yoğunluk dönemlerinden birini yaşadığını ortaya koyuyor.
2025 yılının Kasım ayı sonu itibarıyla karşılıksız çek tutarı 225 milyar lirayı aşarken, protesto edilen senetlerin toplam tutarı 81 milyar liranın üzerine çıktı. Bu rakamlar, özellikle ticari hayatta ve KOBİ ölçeğindeki işletmelerde ödeme dengelerinin ciddi biçimde bozulduğunu gösteriyor. Aynı dönemde icra dairelerine intikal eden icra ve iflas dosyalarının toplam sayısı ise 24 milyon sınırını geçti. Nüfusu yaklaşık 86 milyon olan Türkiye’de, bu tablo her üç kişiden birinin bir şekilde icra dosyasıyla karşı karşıya kaldığı anlamına geliyor.
Günde Binlerce Yeni Dosya Açılıyor
2025 yılı itibarıyla günlük ortalama icra dosyası sayısının 4 bin 691’e ulaştığı belirtiliyor. Bu durum, icra dairelerinin iş yükünün her geçen gün arttığını ve yargı sisteminin önemli bir bölümünün borç takibi dosyalarıyla meşgul olduğunu gösteriyor. Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı istatistiklere göre, yalnızca 2025 yılı içinde icra ve iflas dairelerine ulaşan dosya sayısı 1 milyon 688 bin artarak 23 milyon 944 bine yükseldi. Bu rakam, yıl içinde gelen yeni dosyalardan sonuçlandırılanlar düşüldükten sonra sistemde kalan toplam dosya sayısını ifade ediyor.
Uzun vadeli veriler incelendiğinde, icra dosyalarındaki artışın kalıcı bir eğilime dönüştüğü görülüyor. Son 10 yılda icra ve iflas dosyası sayısı yaklaşık 9 milyon adet arttı. 2016 yılında 15 milyon 280 bin olan dosya sayısı, 2017’de 15 milyon 846 bine yükseldi. 2018 yılında ise yaklaşık 3 milyonluk sıçramayla 18 milyon 680 bin seviyesine ulaşıldı.
Pandemi Süreci Kırılma Noktası Oldu
2019 yılı, icra dosyalarının ilk kez 20 milyon barajını aştığı yıl olarak kayıtlara geçti. Dosya sayısı bir önceki yıla göre 1 milyon 300 bin artarak 20 milyon 312 bine yükseldi. Pandeminin başladığı 2020 yılında artış daha da hızlandı ve dosya sayısı 1 milyon 800 binlik artışla 22 milyon 190 bine çıktı. 2021’de artış ivmesi yavaşlasa da, icra dosyası sayısı 22 milyon 571 bine ulaştı.
2022 yılına gelindiğinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan ve 2 bin liranın altındaki borçlara ilişkin icra dosyalarının silinmesini öngören düzenleme devreye girdi. Eylül ayında yürürlüğe giren bu adım kapsamında, yaklaşık 5 milyon kişiye ait 10 milyon dosyanın sistemden çıkarılacağı açıklanmıştı. Düzenlemenin etkisiyle 2023 yılında icra ve iflas dosyası sayısı 1 milyon 920 bin azalarak 21 milyon 308 bine geriledi.
Ancak bu geçici düşüş kalıcı olmadı. 2024 yılında dosya sayısı yeniden yükselişe geçerek 947 bin artış gösterdi. 2025’te ise artış daha sert oldu ve toplam dosya sayısı 23 milyon 944 bine çıktı. 2026 yılı 12 Ocak itibarıyla icra ve iflas dosyalarının sayısı 24 milyon 18 bin olarak kayıtlara geçti.
Borç Yükü Toplumsal Soruna Dönüşüyor
Uzmanlar, icra dosyalarındaki bu artışın yalnızca ekonomik göstergelerle sınırlı olmadığını, sosyal sonuçları da beraberinde getirdiğini vurguluyor. Gelir dağılımındaki bozulma, yüksek faiz ortamı ve artan yaşam maliyetleri, bireylerin borçlarını çevirmesini giderek zorlaştırıyor. İcra istatistikleri, Türkiye’de borçluluk meselesinin artık bireysel bir sorun olmaktan çıkarak toplumsal bir boyut kazandığını ortaya koyuyor.