14680,57%1,51
43,04% 0,06
50,42% -0,10
6174,56% 0,46
10159,09% 0,51
İstanbul’da uzun yıllara yayılan çok sayıda yağma, tehdit, cebir ve silahlı eylemle gündeme gelen ve kamuoyunda “Şahinler” olarak bilinen organize suç örgütüne ilişkin davada Cumhuriyet Savcılığı, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen mütalaada, örgütün yapısı, hiyerarşisi, finans kaynakları ve mağdurlar üzerinde kurduğu baskı mekanizması ayrıntılı biçimde ortaya konuldu.
Savcılığın 2026 yılında ilk mütalaası bu konu oldu. Mütalaada Erden Timur ismi 24 kez geçiyor. Erden Timur, dosya kapsamında doğrudan örgüt üyesi olarak suçlanmamakta, ancak mağdurların ifadelerinde inşaat şirketindeki satış süreçlerindeki ihmali veya dolaylı bağlantısı nedeniyle şikayet edilmektedir. Mağdurlar, Timur'un olayları bildiği halde müdahale etmediğini düşünüyor.
Savcılık mütalaasında, örgütün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesi kapsamında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma” suçunu oluşturacak tüm unsurları taşıdığı vurgulandı. Dosyada yer alan mağdur beyanları, iletişim tespitleri, teknik ve fiziki takip tutanakları ile tanık anlatımlarının örgütün süreklilik arz eden ve planlı bir yapı içerisinde faaliyet gösterdiğini açıkça ortaya koyduğu belirtildi.
Dosyada ismi mağdur olarak geçen iş insanı mağdur Şefik Yalvaç ise geçtiğimiz yıl özel bir Youtube yayınında bildiklerini delillendirerek anlatmış, çarpıcı detaylara vurgu yapmıştı. Dosyada bahsedilen tutarlar milyonlarca dolar olarak daha önce basında haberlere konu olmuştu.
Mütalaaya göre, daha önce örgütün liderinin tutuklanmasının ardından oluşan otorite boşluğu, yine Şahin soyadını taşıyan isimler üzerinden dolduruldu. Savcılık, M. Ş.’nin örgütün fiili liderliğini üstlendiğini, B. Şahin ve H. Akdeniz’in ise yönetici pozisyonunda hareket ettiğini kaydetti. Örgüt üyelerinin talimatları sorgulamaksızın yerine getirdiği, emir-komuta zincirinin net biçimde işlediği ifade edildi.
Savcılık, Şahin soyadının, örgütün mağdurlar üzerinde korku ve sindirme aracı olarak sistematik biçimde kullanıldığını da dosyada örnekleriyle anlattı. Birçok müştekinin, yalnızca bu isimlerin anılması nedeniyle şikâyetçi olmaktan çekindiği, istenilen paraları haksız olduğunu bilmelerine rağmen ödedikleri aktarıldı. Adliye kaynaklarından edinilen bilgiye göre; dosyanın kolluk ve savcılık soruşturma kısmı titizlikle hazırlanmış.
Mütalaada yer verilen olaylarda, mağdurların zorla alıkonulduğu, senet imzalatıldığı, araç ve taşınmazlarının gasp edildiği, silahlı şahıslar eşliğinde villalara veya örgütün “karargâh” olarak kullandığı adreslere götürüldüğü kaydedildi.
Özellikle iş insanlarına ve esnafa yönelik olarak “ticari anlaşma” görüntüsü altında başlayan ilişkilerin, ilerleyen süreçte tehdit ve cebir yoluyla yağmaya dönüştüğü, örgütün bu yöntemle haksız menfaat sağladığı savcılık tarafından vurgulandı. Hasan Akdeniz ve Salih Yiğiner dosya kapsamında tutuklu olarak yargılanıyor.
Dosyada yer alan arama tutanakları da mütalaada geniş yer buldu. Örgüt yöneticilerinden birinin talimatıyla başka bir sanığın üzerine alınan ruhsatsız tabancalar, yüzlerce fişek ve şarjörlerin ele geçirildiği, buna rağmen sanıkların suçu üstlenerek örgüt yöneticilerini korumaya çalıştığı belirtildi. Savcılık, bu durumun örgüt içindeki itaat ve hiyerarşik bağlılığın açık göstergesi olduğu değerlendirmesini yaptı.
Cumhuriyet Savcılığı, dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Şahinler suç örgütünün silahlı, organize, süreklilik gösteren ve hiyerarşik bir yapı olduğu yönünde hiçbir şüphe bulunmadığını bildirdi. Mütalaada, örgütün toplumda tedirginlik yarattığı, kamu düzenine açık tehdit oluşturduğu ve bu nedenle sanıkların TCK 220 başta olmak üzere ilgili maddeler kapsamında cezalandırılması gerektiği ifade edildi.
Mahkemenin önümüzdeki duruşmalarda savcılık mütalaası doğrultusunda kararını açıklaması bekleniyor.
Mütalaadan; “Sanık Mehmet ŞAHİN'in lideri olduğu, sanık Bahadır ŞAHİN ve sanık Hasan AKDENİZ'in yöneticisi olduğu, diğer sanıklar Mustafa Tuna GÜLÜMSEL, Ahmet GÜNGÖR, Serkan YILDIZ, Ali ÖZEROĞLU, Nihat KAPLAN, İlter GÖÇER, Enes YILMAZ, Ersoy İLKAR, Ersin ÖZDEMİR, Burak OCAK, Altan BÜYÜKKESKİN, Erkan OKUR, Oğuzhan TÜRK, Ömer Fazıl KÖKSALICI, Ahmet TAN, Volkan KIR, Ercan DİLSİZOĞLU, Gökhan KIRCI, Hikmet İMAMOĞLU, Uğur KIR, Serdar DEMİRCAN, Emre AKTAŞ, Yusuf GÜLTEKİN, Berker GÜÇLÜ, Bülent GÜÇLÜ, Emrah TOPAL, Yunus SAPAN, Uğur VERGİLİ, Salih YİĞİNER, Suat DENİZ, Erdem YÜKSEL, Samet AKDENİZ, Necmettin Şafak GERÇİN, Oğuz Kağan AKDENİZ, Kamber OCAKLI, Cüneyt TURANTEKİN, Erdem ŞEN, Volkan AYKAÇ, Mert Tuğkan AYKAÇ, Halil PEKDEMİR, Deniz DOĞAN, Cihan BOZKUŞ, Umut MENTEŞ, Mustafa EFENDİOĞLU, Rovshen DURDYYEV ve Barış ÜNLÜ'nün ise üye olduğu, özellikle sahip olunan üye sayısı bakımından çıkar amaçlı suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütün varlığı hususunda şüphe bulunmadığı değerlendirilmiştir.”