14680,57%1,51
43,04% 0,06
50,42% -0,10
6174,56% 0,46
10159,09% 0,51
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına yeniden dahil edilmesinin yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, NATO’nun savunma mimarisi bakımından da kritik bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bloomberg’e yazılı yanıt veren Erdoğan, ABD ile ilişkilerden enerji politikalarına, bölgesel krizlerden küresel güvenlik dengelerine kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eylül ayında Washington’da Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede F-35 konusunu doğrudan gündeme taşıdığını hatırlattı. Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri alması gerekçe gösterilerek F-35 programından çıkarılmasının adil olmadığını belirten Erdoğan, bu kararın müttefiklik hukukuyla bağdaşmadığını ifade etti.
Erdoğan, Trump’ın yeniden göreve gelmesiyle birlikte Türkiye-ABD ilişkilerinde daha yapıcı ve rasyonel bir zemin oluşabileceğine işaret ederek, “Türkiye’nin bedelini ödediği F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi, iki stratejik müttefik olan Türkiye ve ABD arasındaki ilişkileri güçlendireceği gibi NATO’nun kolektif güvenliğine de katkı sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400 meselesinin Türkiye’ye yönelik haksız bir girişim olarak görüldüğünü yineledi. Sürecin yalnızca savunma politikası değil, aynı zamanda Türkiye’nin itibarı açısından da önem taşıdığını dile getiren Erdoğan, “Bizim için esas olan, ülkemizin itibarının korunması ve kurumlarımızın haksız biçimde cezalandırılmamasıdır. Görüşmeler bu çerçevede sürdürülmektedir. Temennimiz, hem hukuka uygun hem de iki ülke arasındaki stratejik ortaklığa yakışır adil bir sonuca ulaşılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Enerji alanına da değinen Erdoğan, Türkiye’nin özellikle ABD menşeli sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikini son dönemde önemli ölçüde artırdığını belirtti. ABD’nin Türkiye’nin LNG tedarik zincirinde kayda değer bir paya sahip olduğuna dikkat çeken Erdoğan, enerji güvenliğinin Türkiye için vazgeçilmez bir başlık olduğunun altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin duruşu nettir. Milli menfaatlerimiz ve enerji güvenliğimiz doğrultusunda hareket ederiz. Hidrokarbon ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak, enerji arz güvenliğimizi etkileyebilecek her konuda dengeli ve dikkatli adımlar atmak zorundayız” diye konuştu.
Bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerinde Erdoğan, Türkiye’nin Ukrayna-Rusya savaşı başta olmak üzere birçok küresel krizde özgün ve dengeli bir diplomasi yürüttüğünü ifade etti. Erdoğan, “Hem Sayın Putin’le hem de Sayın Zelenskiy’le doğrudan temas kurabilen; aynı zamanda Washington ve Brüksel hattında, NATO ve Birleşmiş Milletler nezdinde somut girişimler yürütebilen ender ülkelerden biriyiz” dedi.
Gazze’de olası bir uluslararası misyon konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede konuşlandırılması gündemde olan Uluslararası İstikrar Gücü’nün başarısının, sahada meşruiyeti bulunan aktörlerin sürece dahil olmasına bağlı olduğunu vurguladı. Türkiye’nin bu noktada kilit bir rol oynadığını belirten Erdoğan, “Türkiye’nin yer almadığı bir mekanizmanın Filistin halkının güvenini kazanması son derece zordur. Tarihi bağlarımız, geçmişte İsrail’le yürüttüğümüz diplomatik ve güvenlik temasları ile NATO üyesi olmamız, bizi bu tür bir misyon açısından anahtar bir ülke konumuna getiriyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları, hem F-35 tartışmalarının yeniden alevlenmesine hem de Türkiye-ABD ilişkilerinin önümüzdeki dönemde nasıl bir seyir izleyeceğine dair dikkat çekici mesajlar olarak değerlendiriliyor.