15255,15%0,89
43,18% 0,03
50,27% -0,02
6410,55% -0,30
10346,92% -0,23
Avukat Bülent Cansu, Türkiye’de ceza infaz kurumlarında yaşanan aşırı doluluğun nedenine ilişkin yaptığı değerlendirmede, çözümün af ya da denetimli serbestlik uygulamalarının genişletilmesi olmadığını vurguladı. Cansu, cezaevlerindeki mevcut tablonun temel sebebinin, yürürlükteki ceza muhakemesi mevzuatının gereği gibi uygulanmaması olduğunu ifade etti.
Cansu’nun paylaştığı verilere göre, Ocak 2026 itibarıyla cezaevlerinde toplam 402 bin 14 kişi bulunuyor. Bu kişilerin 63 bin 905’inin tutuklu statüsünde olduğunu belirten Cansu, kapasitenin yaklaşık yüzde 16’sının henüz haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmayan kişilerden oluştuğuna dikkat çekti.
Tutuklamanın bir tedbir olduğunu ve istisnai nitelik taşıması gerektiğini hatırlatan Cansu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na açıkça atıf yaparak şu değerlendirmede bulundu:
“Ceza muhakemesinde asıl olan adli kontroldür, tutuklama ise istisnadır. Ölçülülük ilkesi gereği, tutuklama ancak zorunlu hâllerde başvurulabilecek bir koruma tedbiridir. Ancak uygulamada bu ilkenin tersine bir tabloyla karşı karşıyayız.”
Kanuna uygunluk denetiminin etkin biçimde yapılması hâlinde tutuklu bulunan kişilerin çok büyük bir bölümünün serbest bırakılmasının mümkün olduğunu belirten Cansu, tutukluların yaklaşık yüzde 80 ila 90’ının adli kontrol tedbirleriyle yargılanabileceğini savundu.
Cansu açıklamasında, af veya denetimli serbestlik düzenlemelerinin cezaevlerini boşaltmak amacıyla değil, ancak kendi hukuki şartları ve toplumsal gereklilikleri mevcutsa gündeme gelebileceğini vurguladı. Mevzuatın öngördüğü ilkelerin uygulanması hâlinde, cezaevlerindeki doluluk sorununun kendiliğinden çözüleceğini ifade etti.