11202,92%0,12
42,58% 0,03
49,60% 0,04
5722,79% -0,24
9297,33% 0,00
Sermaye piyasalarında son yıllarda artan işlem hacmi ve yatırımcı sayısına paralel olarak manipülasyon vakalarının da gündemde daha fazla yer almaya başladığını belirten emekli savcı ve halen avukat olarak görev yapan Bülent Cansu, piyasa dolandırıcılığının hem yatırımcı güvenini sarstığını hem de piyasaların sağlıklı işleyişini tehdit ettiğini vurguladı.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesinde “piyasa dolandırıcılığı” başlığı altında iki temel suç tipi düzenlendiğini hatırlatan Cansu, bu suçların hem işlem bazlı hem de bilgi bazlı manipülasyon şeklinde ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Cansu, işlem bazlı piyasa dolandırıcılığının 107/1 maddesi kapsamında açıkça suç sayıldığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, arz talep dengesine yanlış veya yanıltıcı izlenim vermek amacıyla yapılan her türlü alım-satım işlemi, emir iptali, emir değişikliği ya da hesap hareketi, kanunen ‘piyasa dolandırıcılığı’ olarak kabul edilir. Bu suçun cezası 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve en az 5 bin günden başlayan adli para cezasıdır. Üstelik verilecek para cezası, elde edilen haksız kazançtan daha az olamaz.”
Cansu, işlem bazlı manipülasyonun çoğu zaman “kendinden kendine işlemler (wash sales)” ve “önceden anlaşmalı eş zamanlı işlemler” ile ortaya çıktığını, fakat suçun sadece bu kalıplarla sınırlı olmadığını, yasal görünümlü pek çok işlemin koordineli biçimde yapıldığında manipülasyon sayılabildiğini belirtti.
107/2 maddesinde düzenlenen bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığına da değinen Cansu, şu uyarıyı yaptı:
“Yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi, haber, söylenti veya yorum yaymak da manipülasyondur. Sahte analizler, asılsız haberler, sosyal medyada organize şekilde yapılan yönlendirmeler, özellikle küçük yatırımcıyı hedef alan ciddi suçlardır.”
Bu suçta, yanıltıcı bilginin hem kasıtlı olması hem de failin menfaat sağlaması gerektiğini hatırlatan Cansu, “Bilginin manipülatif olduğu, fiyatı veya yatırımcı kararını etkilemek amacıyla yayıldığı tespit edilirse, cezai sorumluluk doğar.” dedi.
Aracı kurumların manipülatif işlemleri engelleme konusunda kritik görevleri olduğunu hatırlatan Cansu, şu başlıkların altını çizdi:
Ses kayıtlarının titizlikle tutulması
Tüm emirlerin müşteri emir formuna eksiksiz işlenmesi
Şüpheli işlem tespitinin derhal SPK’ya bildirilmesi
Yorum ve tavsiyelerde objektiflik ilkesine uyulması
Başkası adına hesap kullanımının engellenmesi
Müşterinin mali gücüyle orantısız işlem hareketlerinin incelenmesi
Müşterinin bilgi ve tecrübesiyle uyuşmayan işlemlerin kontrol edilmesi
Dikkat çeken virman ve nakit hareketlerinin raporlanması
Cansu, bu yükümlülüklerin ihlalinin aracı kurumlara ciddi idari yaptırımlar getirebileceğini vurguladı.
Sermaye piyasasında manipülasyonun en çok yatırımcıları zarara uğrattığını belirten Cansu, yatırımcılara şu tavsiyelerde bulundu:
Fiyat hareketlerinin şirket tarafından yapılan KAP açıklamalarıyla uyumlu olup olmadığını kontrol edin.
Halka arzlarda mutlaka izahname ve sirküleri okuyun.
Sosyal medya yönlendirmelerine, kapalı grup tavsiyelerine karşı dikkatli olun.
Başkalarının hesabından işlem yapmayın, hesabınızı da başkasına kullandırmayın.
Gerekirse lisanslı yatırım danışmanlarından profesyonel destek alın.
Cansu, özellikle manipülatif grupların yatırımcıyı “fiyat artışına ortak olma” vaadiyle cezbettiğini, ancak çoğu yatırımcının pozisyondan çıkamadan ciddi zararlar yaşadığını hatırlattı.
Sermaye piyasasının sağlıklı işleyişinin ancak güven ortamıyla mümkün olacağını vurgulayan Bülent Cansu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Manipülasyonla mücadele hem düzenleyici kurumların hem aracı kuruluşların hem de yatırımcıların ortak sorumluluğudur. Piyasaların adil, şeffaf ve güvenilir olması Türkiye ekonomisi için hayati önemdedir.”