14155,46%0,76
42,69% 0,23
50,15% 0,06
5897,70% 0,71
9533,17% 2,62
Emekli savcı ve halen avukat olarak görev yapan Bülent Cansu, Meclis’e gelmesi beklenen 11. Yargı Paketi ve infaz düzenlemelerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Cansu, kamuoyunda “Covid düzenlemesi” olarak bilinen infaz yasasında değişiklik öngören maddelerin, 10. Yargı Paketi TBMM’ye sunulduğunda son anda metinden çıkarıldığını hatırlattı. Aynı maddelerin 11. Yargı Paketine ekleneceğinin ifade edilmesine rağmen yapılan ilk açıklamalarda bu düzenlemelerin pakette yer almamasının büyük bir tartışmaya neden olduğunu vurguladı.
Cansu’ya göre kamuoyunda oluşan yoğun tepki, özellikle MHP başta olmak üzere çeşitli siyasi partilerin konuyu gündemde tutması ve televizyon programlarında geniş yer bulması, paketteki infaz maddelerinin yeniden eklenmesini beraberinde getirdi. Bu süreçte ceza infaz kurumlarında kapasitenin üzerinde 100 binden fazla hükümlünün barındırılıyor olması da baskıyı artıran en önemli başlıklardan biri oldu. Medyaya yansıyan bilgilere göre gerçek rakamın 120 bin civarında olduğuna dikkat çeken Cansu, bu durumun artık sürdürülebilir olmaktan çıktığını ifade etti.
Bülent Cansu, pakete eklenen infaz düzenlemesiyle yaklaşık 50 bin hükümlünün tahliye edilmesinin beklendiğini belirterek, ancak kapasite fazlasının 100 binin çok üzerinde olduğu düşünüldüğünde, yapılacak düzenlemenin sorunu kökten çözmek yerine yalnızca geçici bir rahatlama sağlayacağını söyledi:
“Tahliyeler gerçekleşse bile cezaevlerindeki doluluk sorunu ortadan kalkmıyor. Kapasite 120 bin kişi aşılmışsa, 50 bin tahliye ile yalnızca geçici bir alan açılır. Bu nedenle gelecekte yeniden infaz düzenlemesi gündeme gelmek zorunda kalacaktır.”
Avukat Bülent Cansu, Türkiye’nin uzun yıllardır infaz sistemiyle ilgili yapısal sorunlar yaşadığını belirterek, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kapsamlı bir infaz düzenlemesi yapıldığını, ancak hemen ardından neredeyse her 2-3 yılda bir infaz yasasının yeniden ele alınmak zorunda kaldığını hatırlattı. Cezaevi kapasitesinin sürekli artmasına rağmen yeni cezaevlerinin dahi sorunu çözemediğini vurguladı.
Cansu’ya göre mesele yalnızca infaz düzenlemeleriyle veya yeni cezaevleri inşa ederek çözülebilecek bir sorun değil. Siyasetin, bürokrasinin ve ilgili tüm kurumların ortak masada buluşarak suç oranlarını artıran yapısal ve toplumsal nedenleri merkeze alması gerektiğini belirten Cansu, şu çağrıyı yaptı:
“Bu sorun ancak kökten bir yaklaşımla ve yargısal olmayan nedenlerin odağa alınmasıyla çözülür. Ülke gündeminden en az 15 yıl boyunca çıkacak bir çözüm üretmek şarttır. Aksi takdirde siyaset, enerjisini ve vaktini sürekli aynı konulara harcamak zorunda kalacak.”
Cansu, ceza infaz kurumlarındaki doluluk krizinin Türkiye’nin uzun yıllardır çözemediği temel alanlardan biri olduğuna dikkat çekerek, infaz düzenlemelerinin kısa vadeli çözümler sunduğunu, ancak ülkenin gerçek ihtiyacının kalıcı bir reform olduğunu vurguladı. Açıklamasını ise şu temenniyle tamamladı:
“Umarız cezaevi sorunu kalıcı şekilde ülke gündeminden çıkarılır ve toplumun enerjisi başka alanlardaki sorunların çözümüne yönlendirilebilir.”