Ceza infaz sisteminde uzun süredir tartışılan kapsamlı değişiklikler için somut adımların atılması bekleniyor. Hükümlerin sadeleştirilmesi, infazda eşitliğin sağlanması ve uygulamaların kalıcı hale getirilmesini hedefleyen yeni düzenlemenin, Meclis gündemine bu yıl içinde gelmesi planlanıyor. Çalışmanın yasalaşması halinde, cezasının yarısını tamamlayan hükümlüler için şartlı salıverilmenin önü açılabilecek. Kulislere yansıyan bilgilere göre düzenlemeden 40 ila 50 bin arasında hükümlünün yararlanması öngörülüyor.
Siyasi irade ile Adalet Bakanlığı bürokrasisinin ortaklaştığı reform ihtiyacının merkezinde, farklı suç türleri ve farklı tarihler nedeniyle oluşan infaz rejimi karmaşası yer alıyor. Aynı suçu işleyen ve benzer cezalar alan hükümlülerin, yalnızca yasal değişiklik tarihleri nedeniyle farklı infaz sürelerine tabi tutulmasının, ceza adaletini zedelediği görüşü öne çıkıyor.
Edinilen bilgilere göre düzenleme üç temel adım üzerinden kurgulanıyor. İlk aşamada, değişik suçlar için farklı oranlarda uygulanan infaz sürelerinin mümkün olduğunca eşitlenmesi hedefleniyor. Bugün itibarıyla adli suçlarda hükümlüler cezanın yarısını cezaevinde geçirdikten sonra şartlı salıvermeden yararlanabiliyor. Terör suçlarında bu oran dörtte üçe kadar çıkarken, bazı suçlarda ise üçte iki oranı uygulanıyor. Yeni çalışmayla bu farklılıkların önemli ölçüde giderilmesi amaçlanıyor.
Buna karşın, kamu vicdanını derinden yaralayan suçlar için daha katı bir infaz yaklaşımı korunacak. Kadına, çocuğa ve yakın akrabalara yönelik ağır şiddet suçları ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen fiillerde infaz oranlarının daha yüksek tutulması planlanıyor. Bu başlıkta "ağır suçlara otomatik tahliye yok" ilkesi vurgulanıyor.
Çalışmanın en dikkat çeken yönünü, infazın yarı oranında uygulanmasına yönelik genel yaklaşım oluşturuyor. Bu formül yasalaşırsa, örneğin 10 yıl hapis cezası alan bir hükümlü, 5 yılını cezaevinde geçirdikten sonra kalan süresini şartlı salıverme kapsamında dışarıda tamamlayabilecek. Hâlihazırda cezasının yüzde 50'sini doldurmuş olan hükümlüler için de tahliye kapısı aralanabilecek.
Yetkililer, bu düzenlemenin bir "genel af" olmadığının altını çiziyor. Amaç; infazda adaleti sağlamak, eşitsizlikleri gidermek ve cezaevi nüfusunu kontrol altına alırken toplum güvenliğini zedelememek.
İnfazın yarı oranında uygulanmasında belirleyici unsurun "iyi hâl" olacağı ifade ediliyor. Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları tarafından yapılan değerlendirmeler, şartlı salıvermenin ana kriteri haline gelecek. Bu kurulların nesnelliğine ilişkin eleştiriler de reform paketinin ikinci aşamasında ele alınacak başlıklardan biri olarak görülüyor.
Yeni dönemde, suçun niteliğine özgü denetim mekanizmalarının geliştirilmesi ve uzman görüşlerinin daha etkin hale getirilmesi planlanıyor. Kurullarda görev alan psikolog, pedagog ve psikiyatr gibi uzmanların değerlendirmelerinin ağırlığı artırılacak. Böylece hükümlünün pişmanlık durumu, yeniden suç işleme riski ve topluma uyum kapasitesi daha sağlıklı biçimde ölçülebilecek.
Üçüncü aşamada ise cezaevi sonrası sürece odaklanılıyor. Şartlı salıverme ile kalan cezasını dışarıda tamamlayan hükümlülerin, topluma uyumlarının yakından izlenmesi hedefleniyor. Bu kapsamda psikolojik destekten aile danışmanlığına, iş bulma ve mesleki eğitim programlarına kadar geniş bir destek mekanizmasının devreye alınması planlanıyor.
Yetkililer, bu adımların amacının yalnızca tahliye değil; aynı zamanda kalıcı ıslah, yeniden suçun önlenmesi ve sosyal uyumun güçlendirilmesi olduğuna dikkat çekiyor. Hazırlıkları süren düzenlemenin, Meclis'teki görüşmeler sırasında kapsamının netleşmesi beklenirken, infazda yeni dönemin çerçevesi kamuoyu tarafından yakından izleniyor. kaynak: Türkiye