Türkiye'de uzun yargılama süreleri nedeniyle hem Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvurulara hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşınan dosyaların artması, yargı sisteminde köklü bir dönüşümü yeniden gündeme getirdi. Bu kapsamda "Sıfır Gecikmeli Yargı Modeli" adı verilen yeni bir uygulamanın bu yıl içerisinde hayata geçirilmesi planlanıyor. Yeni sistemle, ortalamayı bozan ve yıllarca süren davaların önüne geçilmesi hedefleniyor.
Adalet yönetiminde köklü değişiklikler öngören model, özellikle boşanma, kira, kadastro ve uzun süredir sonuçlanmayan soruşturma dosyalarına odaklanacak. Davaların neden uzadığı, hangi aşamalarda tıkandığı ve hangi müdahalelerle hızlandırılabileceği detaylı şekilde analiz edilecek. Süreçte, adli teşkilatın idari ve yönetsel sorumlulukları da daha görünür hale getirilecek.
Gecikmenin hesabı sorulacak
Yeni modelin en dikkat çekici unsurlarından biri, gecikmelerden doğrudan sorumluluk mekanizması kurulması. Buna göre, uzun süren dava ve soruşturmalarda adalet komisyonları ile cumhuriyet başsavcıları aktif sorumluluk üstlenecek. Kurulacak Yargının Etkinliği Büroları, her geciken dosyayı tek tek inceleyerek; dosyanın hangi aşamada beklediğini, sürecin neden uzadığını ve hızlandırmak için hangi yöntemlerin uygulanabileceğini raporlayacak.
Erken uyarı ve süreç izleme mekanizmaları sayesinde dosyaların yıllarca sürüncemede kalmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Böylece gecikme henüz başlangıç aşamasındayken tespit edilerek müdahale edilecek, "makul sürede yargılama" ilkesinin ihlali engellenecek.
UYAP verileriyle performans analizi
Yargının Etkinliği Büroları, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden elde edilen sayısal verilerle çalışacak. Mahkemeler ve cumhuriyet başsavcılıklarının performansı dönemsel olarak ölçülecek ve raporlanacak. Gelen, çıkan ve devreden dosya sayıları ayrıntılı şekilde incelenerek yıllık genel raporların yanı sıra birim bazlı değerlendirme raporları hazırlanacak.
Bu analizlerin, hakim ve savcı kadrolarının iş yüküne göre daha dengeli dağıtılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Ayrıca yeni mahkemelerin kurulması, mevcut mahkemelerin yeniden yapılandırılması veya personel ihtiyacının belirlenmesi gibi idari kararlara da veri temelli bir zemin oluşturulacak. Elde edilen sonuçlara göre ilgili birimler arasında koordinasyon güçlendirilecek.
Uzun dosyalar erken aşamada tespit edilecek
Yeni sistemle yalnızca devam eden davalar değil, henüz başlama aşamasındaki soruşturma ve davalar da mercek altına alınacak. Uzama riski taşıyan dosyaların erken safhada tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması, sistemin temel hedefleri arasında yer alıyor. Böylece hem vatandaşların adalete erişimi hızlanacak hem de yargıya olan güvenin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Bakan Tunç: Makul sürede yargılama anayasal bir haktır
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da yeni modele ilişkin değerlendirmesinde, yargılamaların makul sürede tamamlanmasının anayasal bir hak olduğuna dikkat çekti. Tunç, "Makul sürede yargılanma hakkı anayasal bir haktır. HSK olarak başlattığımız 'Sıfır Gecikmeli Yargı Modeli' ile bu hakkı daha da güçlendiren, kararlı ve sistematik bir süreci başlatıyoruz" ifadelerini kullandı.
Yeni uygulamanın hayata geçmesiyle birlikte, Türkiye'de yargılamaların daha öngörülebilir, hızlı ve etkin bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Uzun yargı süreçlerinin kronik bir sorun olmaktan çıkarılması ise hem iç hukukta hem de uluslararası alanda önemli bir dönüşüm olarak değerlendiriliyor.