İstanbul'da bir adliye binasında görevli kadın hâkimin silahla yaralanmasına neden olan savcıya ilişkin hazırlanan sevk yazısının ayrıntıları gün yüzüne çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, olayın "ani bir öfke patlaması" değil, süreklilik arz eden bir süreç sonunda gerçekleştiği vurgulandı. Savcılık, şüphelinin "kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklanmasını talep etti.
Olayın ardından gözaltına alınan savcı, sabah saatlerinde Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Şüphelinin ifadesi, Özel Soruşturma Bürosu tarafından başsavcı vekili nezaretinde alındı. Savcılık makamı, mevcut delil durumu ve olayın gerçekleşme şekli doğrultusunda tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk işlemini gerçekleştirdi.
Sevk yazısında, saldırının öncesinde mağdur hâkime yönelik gönderildiği belirtilen mesajlar ve görseller dosyaya önemli deliller olarak girdi. Savcılık, bu içeriklerin tehdit niteliği taşıdığına ve olayın planlı bir süreç içerisinde geliştiğine dikkat çekti. Bu durumun, şüphelinin eylemini anlık bir sinir haliyle gerçekleştirmediğini ortaya koyduğu ifade edildi.
Dosyada ayrıca şüphelinin cep telefonunun şifresini vermeyi reddettiği bilgisine özellikle yer verildi. Savcılık, bu nedenle dijital materyallerin tamamına henüz ulaşılamadığını ve incelemelerin sınırlı şekilde sürdürülebildiğini bildirdi.
Hazırlanan sevk yazısında, mağdur hâkimin yaşadığı yaralanma nedeniyle henüz ifadesinin alınamadığı belirtildi. Şüphelinin ise cep telefonunun şifresini vermekten imtina etmesi nedeniyle mesajlaşmalar, görseller ve diğer dijital verilerin tam olarak çözümlenemediği kaydedildi.
Buna karşın savcılık, elde bulunan tehdit içerikleri, olayın gerçekleştiği mekân, silahın kullanılış biçimi ve tanık beyanlarını birlikte değerlendirerek, şüphelinin öldürme kastıyla hareket ettiği kanaatine ulaştı.
Olayın 13 Ocak 2026 tarihinde İstanbul'daki bir bölge adliye mahkemesi binasında yaşandığı aktarıldı. Sevk yazısına göre şüpheli, daha önce duygusal ilişki yaşadığı belirtilen kadın hâkimin çalışma odasına gitti. Burada başlayan tartışmanın kısa sürede büyüdüğü, şüphelinin yanında taşıdığı silahı kullanarak mağdura ateş ettiği belirtildi.
Hâkimin yardım istemesi üzerine odaya giren adliye personelinin, olayın seyrini değiştirdiği vurgulandı. Savcılık, şüphelinin kendisini "savcı" olarak tanıttığını, belindeki tabancayı çıkararak hareket etmeye başladığını ve müdahale sırasında birden fazla el ateş edildiğini dosyaya geçirdi.
Sevk yazısında, araya giren adliye personelinin silaha müdahale ederek namluyu yukarı doğru çevirmesi sayesinde mermilerin duvara isabet ettiği, aksi halde sonucun çok daha ağır olabileceği değerlendirildi. Olay yerine kısa sürede ulaşan polis ekipleri, silahı muhafaza altına alarak şüpheliyi etkisiz hale getirdi.
Başsavcılık, şüphelinin eyleminin kasten öldürme suçunu oluşturduğunu, ancak üçüncü kişilerin müdahalesi ve kolluk kuvvetlerinin zamanında gelmesiyle eylemin tamamlanamadığını açık şekilde ifade etti. Bu nedenle suçun teşebbüs aşamasında kaldığı vurgulandı.
Savcılık, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, katalog suç kapsamında yer alması ve öngörülen ceza miktarının üst sınırını dikkate alarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi kapsamında tutuklama talebinde bulundu. Şüpheli, Türk Ceza Kanunu'nun 81/1 ve 35. maddeleri gereğince "kasten öldürmeye teşebbüs" suçlamasıyla nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk edildi.
Öte yandan silahla yaralanan kadın hâkimin, hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildiği öğrenildi.
NOT: Son bilgilere göre savcı tutuklanarak kapalı ceza infaz kurumuna sevk edildi.