Tarih: 04.02.2026 10:27

Epstein’ın arşivinden çıkan görüntü yeniden gündemde: Katherine Keating detayı tartışılıyor

Facebook Twitter Linked-in

Jeffrey Epstein dosyalarına ilişkin yeni belgelerin kamuoyuna yansımasıyla birlikte, yıllar önce kaydedilmiş bir görüntü yeniden dünya basınının odağına oturdu. Eski Avustralya Başbakanı Paul Keating'in kızı Katherine Keating'in, 2010 yılında Epstein'ın New York'taki Manhattan malikanesinden, dönemin Britanya Kraliyet ailesi mensubu Prince Andrew ile birlikte çıktığı anlara ait video, sosyal medyada ve uluslararası haber platformlarında tekrar dolaşıma sokuldu.

Söz konusu görüntüler, ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan ve Epstein'ın sosyal ağına dair milyonlarca sayfalık belgeler arasında Keating'in adına da rastlanmasının ardından yeniden tartışılmaya başlandı. Her ne kadar Keating hakkında herhangi bir suçlama bulunmasa da, Epstein ile bağlantılı isimlerin tekrar gündeme gelmesi kamuoyunda yeni soru işaretleri doğurdu.

2010 tarihli görüntü neden yeniden tartışılıyor?

2010 yılında kaydedilen videoda, Katherine Keating'in Epstein'ın Manhattan'daki malikanesinin önünde Prince Andrew'ı uğurladığı görülüyor. O dönem uluslararası basında geniş yankı uyandıran bu görüntüler, Keating'in kimliğinin tam olarak bilinmemesi nedeniyle uzun süre "gizemli kadın" başlığıyla servis edilmişti. Daha sonra görüntülerdeki kişinin Avustralya siyasetinin tanınmış isimlerinden Paul Keating'in kızı Katherine Keating olduğu ortaya çıkmıştı.

Yeni belgelerin yayımlanmasıyla birlikte, bu eski görüntüler tekrar gündeme taşındı ve sosyal medyada yoğun biçimde paylaşılmaya başlandı. Özellikle Epstein'ın sosyal çevresine dair ayrıntıların yeniden tartışılması, videonun tekrar dolaşıma sokulmasına neden oldu.

Adalet Bakanlığı belgelerinde Keating detayı

ABD Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı Epstein belgeleri arasında, Katherine Keating'in adına atıf yapılan e-postalar da yer alıyor. Belgelerdeki bir yazışmada, 2011 yılına ait olduğu belirtilen bir e-postada, Jeffrey Epstein'ın Prince Andrew'dan Keating'i New York'ta düzenlenecek özel bir yemeğe davet etmesini istediği görülüyor.

Söz konusu davetin, dönemin New York sosyetesinde yankı uyandıran bir etkinlik olduğu; davetliler arasında ünlü film yönetmeni Woody Allen gibi tanınmış isimlerin de bulunduğu ifade ediliyor. Keating, ilerleyen yıllarda yaptığı açıklamalarda bu davete katıldığını doğrulamış, ancak bunun tamamen sosyal bir çerçevede gerçekleştiğini vurgulamıştı.

Katherine Keating'ten net savunma

Katherine Keating, adı Epstein belgelerinde tekrar anılmaya başlandıktan sonra yaptığı değerlendirmelerde, Epstein ile ilişkisinin sınırlı ve sosyal nitelikte olduğunu savundu. O dönemde New York'a yeni taşındığını belirten Keating, kısa süreliğine yaşadığı bu şehirde birçok davete ve etkinliğe katıldığını, Epstein ile temasının da bu çerçevede kaldığını dile getirdi.

Keating ayrıca, kendisi hakkında herhangi bir yasa dışı faaliyete ilişkin suçlama bulunmadığının altını çizerek, kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Savunmasında, Epstein'ın suçlarından haberdar olmadığına ve ilişkisinin "münferit sosyal etkinliklerle sınırlı" olduğuna dikkat çekti.

Epstein dosyası ve Avustralya bağlantıları

Epstein belgeleri yalnızca Katherine Keating ismini değil, Avustralya'dan ve dünyanın farklı ülkelerinden birçok yüksek profilli figürü de yeniden tartışma alanına taşıdı. Belgelerde, eski Avustralya Başbakanı Kevin Rudd ve bazı Avustralyalı iş insanlarına dair referanslar da yer alıyor. Ancak bu isimlerle ilgili iddiaların doğrudan bir suçlamaya dönüşmediği özellikle vurgulanıyor.

Uzmanlar, belgelerde geçen her ismin suç anlamına gelmediğini; pek çok kaydın yalnızca sosyal temasları ve davetleri yansıttığını ifade ediyor. Buna rağmen, Epstein'ın kurduğu geniş ve tartışmalı sosyal ağ nedeniyle, adı geçen herkesin kamuoyunda mercek altına alındığına dikkat çekiliyor.

Kamuoyunda oluşan soru işaretleri

Hukukçular ve uluslararası ilişkiler uzmanları, Katherine Keating ile ilgili mevcut bilgilerin hukuki bir sorumluluk doğurmadığını, ancak Epstein gibi küresel çapta yankı uyandıran bir skandal söz konusu olduğunda, en zayıf bağların bile yeniden tartışmaya açılabildiğini belirtiyor.

Bu durumun, özellikle siyaset ve diplomasi çevreleriyle bağlantılı isimler açısından itibar tartışmalarını beraberinde getirdiği ifade ediliyor. Görüntülerin ve belgelerin yeniden gündeme gelmesi, Epstein dosyasının kapanmış bir konu olmaktan hâlâ uzak olduğunu bir kez daha ortaya koymuş durumda.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —