Cezaevinden tahliye edilen hükümlülerin yaklaşık yarısının yeniden suç işlemesi, Türkiye'de ceza infaz sisteminin geleceğine ilişkin kapsamlı bir dönüşümü gündeme getirdi. Yeniden suç oranının yüzde 45 seviyelerine ulaşması üzerine Adalet Bakanlığı, yalnızca cezalandırmayı değil, suçun tekrarını önlemeyi merkeze alan yeni bir infaz ve rehabilitasyon vizyonu için harekete geçti. Hazırlanan eylem planıyla birlikte denetimli serbestlikten alternatif yaptırımlara, cezaevi içi eğitimden tahliye sonrası sosyal desteğe kadar pek çok başlık yeniden ele alınacak.
Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre, Adalet Bakanlığı öncülüğünde AK Parti ve MHP'nin gündemine taşınan düzenlemelerle, suçlunun topluma yeniden kazandırılmasını esas alan reformların iki yıl içinde hayata geçirilmesi hedefleniyor. Bakanlık kaynakları, geliştirilen yeni modelin yalnızca Türkiye için değil, birçok ülke tarafından örnek alınabilecek nitelikte projeler içerdiğine dikkat çekiyor.
Adalet Bakanlığı verilerine göre, cezaevinden çıkan hükümlülerin yeniden suç işleme oranı dünya genelinde yüzde 40 ila 45 arasında değişiyor. Türkiye'de de tablo büyük ölçüde bu ortalamayla örtüşüyor. Uzmanlar, bu durumun sadece ceza sürelerinin yetersizliğiyle açıklanamayacağını, asıl meselenin infaz sürecinin içeriği ve tahliye sonrası izleme mekanizmalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. Bir kez suç işleyen bireyin, psikolojik ve sosyal eşikleri aştıktan sonra yeniden suça yönelmesinin daha kolay hale geldiği ifade ediliyor.
Hazırlanan eylem planının merkezinde, ceza infaz sisteminin rehabilitasyon odaklı olarak yeniden yapılandırılması yer alıyor. Ceza–yaptırım–toplum dengesi yeniden kurulurken, hükümlülerin cezaevinde geçirdikleri sürenin onları topluma hazırlayan bir süreç haline getirilmesi amaçlanıyor. Eğitim, meslek edindirme, psikososyal destek ve bağımlılıkla mücadele programlarının kapsamı genişletilecek.
Adalet Bakanlığı, bu alanda yürüttüğü projelerle uluslararası kamuoyunda da dikkat çekiyor. Cezaevlerinde uygulanan mesleki eğitim atölyeleri, hükümlülerin üretime katılmasını sağlayan işyurtları modeli ve tahliye sonrası istihdamı önceleyen uygulamalar, birçok ülke tarafından yakından takip ediliyor. Bakanlık yetkilileri, suç oranlarını düşürmeyi hedefleyen bu projelerin "dünyaya örnek bir infaz yaklaşımı" ortaya koyduğunu vurguluyor.
Kısa süreli hapis cezalarına alternatif yaptırımların daha etkin uygulanması da eylem planının önemli başlıkları arasında yer alıyor. Hürriyeti bağlayıcı cezaya alternatif yeni yaptırım türleriyle, cezaevi dışı infaz yöntemlerinin caydırıcı ve onarıcı yönünün güçlendirilmesi hedefleniyor. Böylece, özellikle ilk kez suç işleyenlerin cezaevi ortamıyla temas etmeden topluma kazandırılması amaçlanıyor.
Denetimli serbestlik uygulaması da baştan sona gözden geçirilecek. Hükümlülerin, işledikleri suçun niteliğine uygun yükümlülüklerle denetim altında tutulması sağlanacak. Maktu oranlı denetimli serbestlik uygulamasının yeniden değerlendirilmesi gündemde. Amaç, bu süreci sadece bir formalite olmaktan çıkararak, hükümlünün topluma uyumunu artıran ve suçtan uzak tutan etkin bir aşamaya dönüştürmek.
Eylem planında, ağır hastalığı veya bedensel engeli bulunan, bakıma muhtaç tutuklu ve hükümlüler için özel infaz kurumlarının kurulması da yer alıyor. Rehabilitasyon odaklı olarak tasarlanacak bu cezaevlerinin, hem insan onuruna uygun koşullar sunması hem de yeniden topluma kazandırma sürecine katkı sağlaması hedefleniyor.
Siyasi kaynaklar, kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen "af" tartışmalarına da net bir yanıt veriyor. Gündemde olan düzenlemelerin af veya ceza indirimi olmadığı özellikle vurgulanıyor. Amaç; cezanın tamamını cezaevinde geçirmek yerine, kurallara uyan hükümlülerin cezasının bir bölümünü denetimli serbestlik altında tamamlamasını sağlamak. Bu yaklaşımın, dünya genelinde de yaygın olarak uygulandığına dikkat çekiliyor.
Yetkililer, denetimli serbestlikten yararlanan hükümlülerin yükümlülüklere uymaması halinde daha ağır yaptırımlarla karşılaşacağını açıkça belirtiyor. Bu sistemle hem caydırıcılığın artırılması hem de yeniden suç işleme oranlarının düşürülmesi hedefleniyor.
Adalet Bakanlığı kaynakları, infaz rejiminin temel amacının cezalandırmaktan ziyade ıslah ve topluma kazandırma olduğunu vurguluyor. Yüzde 45 seviyesindeki yeniden suç oranı "yüksek ve kaygı verici" olarak değerlendirilirken, geliştirilen yeni projelerle suçun kaynağına inen, bireyi toplumdan koparmadan dönüştüren bir sistem kurulması amaçlanıyor. Bakanlığın, suç oranlarını azaltmaya yönelik bu bütüncül ve yenilikçi yaklaşımının, önümüzdeki dönemde uluslararası alanda da örnek gösterilmesi bekleniyor.