Ankara Adliyesi Adli Emanet Deposunda yürütülen tasfiye çalışmaları sırasında, Cumhuriyet'in ilk yıllarına ışık tutan önemli bir belge ortaya çıktı. Uzmanlar tarafından yapılan incelemeler sonucunda 1926 yılına ait olduğu belirlenen "Emanet Memurluğu Eşya-yı Cürmiye Defteri", Adalet Bakanlığı'nın girişimleriyle koruma altına alındı. Osmanlıca ve Latin alfabesinin bir arada kullanıldığı defter, erken Cumhuriyet dönemindeki adli uygulamaların izlerini taşıması açısından büyük önem taşıyor.
Ankara Adliyesi'nin Adli Emanet arşivinde yürütülen düzenleme ve tasfiye işlemleri sırasında tespit edilen defter, yalnızca bir envanter kaydı olmanın ötesinde, hukuk tarihine dair güçlü bir kurum hafızası niteliği taşıyor. Defterde yer alan kayıtların, Cumhuriyet'in ilanından kısa süre sonra adli mercilerde uygulanan usullere dair somut bilgiler sunduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, defterde hem Osmanlı Türkçesi hem de yeni kabul edilen Latin alfabesinin birlikte yer almasının, 1928 Harf Devrimi öncesindeki geçiş dönemini yansıttığını vurguluyor. Bu yönüyle defter, sadece adli tarih açısından değil, kültürel ve dil tarihi bakımından da değerli bir belge olarak öne çıkıyor.
Adalet Bakanlığı tarafından yapılan başvuru üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı uzmanlarınca hazırlanan ön raporda, defterin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında korunması gereken taşınır kültür varlığı olduğu tespit edildi. Raporda, defterin tescile tabi olduğu, tarihi eser niteliği nedeniyle yurt dışına çıkarılamayacağı açıkça belirtildi.
Yetkililer, söz konusu kaydın Ankara Adliyesi arşivleri açısından eşsiz bir belge olduğunu, hem hukuki süreçlerin gelişimini belgelediğini hem de Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki devlet yapılanmasına ışık tuttuğunu ifade ediyor.
Ankara Adliyesi'nin Sıhhiye Yerleşkesinde, dönemin adlandırmasıyla Ankara Müdde-i Umumiliği (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından kullanılmak üzere hazırlanan defterin, kâğıt restoratörleri tarafından aslına uygun biçimde korunacağı bildirildi. Yapılan ilk incelemelerde defterin genel durumunun iyi olduğu, ancak şirazesinde kısmi dağılmalar bulunduğu ve bu nedenle sınırlı bir restorasyon çalışmasına ihtiyaç duyduğu belirlendi.
Restorasyon sürecinin ardından defterin, uygun arşiv koşullarında muhafaza edilerek gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor. Böylece erken Cumhuriyet dönemine ait adli işlemlerin daha kapsamlı şekilde incelenmesine olanak sağlanacak.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet Büro Müdürü Mehmet Semih Demir, defterin tesadüfen değil, titizlikle yürütülen tasfiye çalışmaları sayesinde tespit edildiğini belirtti. Demir, "Depolarımızda yaptığımız düzenleme sırasında ortaya çıkan bu defter için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ön rapor hazırlandı. İncelemeler sonucu defterin yaklaşık 100 yıllık olduğu, Osmanlıca ve Latin alfabeleriyle yazıldığı tespit edildi. Adalet Bakanlığı ve Ankara Adliyesi olarak bu kıymetli belgenin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için gerekli adımları attık" dedi.
Yetkililer, ilgili kurumlarla koordinasyon halinde sürecin devam ettiğini, defterin hem akademik çalışmalara hem de hukuk tarihine katkı sunmasının amaçlandığını ifade ediyor.